1. YAZARLAR

  2. Murat Bozdemir

  3. VİCDAN HAREKETİ -I
Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

VİCDAN HAREKETİ -I

A+A-

 ORADAYDIK! ŞAHİDİZ!

Bir gece ansızın “sandık demokrasinin namusudur” diyenler milyonlarca oy almış seçilmişleri görevden almış, halkın yönetime katılımının tek meşru aracı olan “oy” hakkını elinden alarak milyonlarca insanı iradesiz ve yok saymıştı.

Üstüne üstlük yeni icat edilen Kayyım gibi ucube bir sistem geliştirmişti.

Bu da yetmemişti. Biz kayyım atarız, kimse konuşamaz demişti.

Tıpkı çocukluğumuzda dinlediğimiz “pirabok” hikayelerinde Pirabok’un köyün dışına gelip sihri ile köyün bütün fertlerini uyutup çocuklarını kaçırdığı bir korku masalına benziyordu.

Piraboktaki çocuk teması ile geleceğinizi yok ederiz mesajı veriliyordu.

Konuşursanız, diyordu birileri, konuşursanız. Ve arkasına korku dolu karanlık soru çengelleri bırakıyordu.

Aslında herkes biliyordu, bu karanlık ve korku çemberini bizzat Pirabok’un kendisi yapıyordu.

Biliyordu, korku bulaşıcıydı. Tıpkı cesaret gibi.

Her yerde olduğu gibi Vanda da birileri ya arkadaşlar biz koskoca bir toplumuz buna teslim olamayız. Çocuklarımızı-geleceğimizi bir Pirabokun sihrine kurban edemiyiz, demişti.

1013 gündür oranın Valisi kim ki üç kişiden fazla bir araya gelse, örgüt sayılacak, kim ki çıkıp topluma hitap ederse şaki kabul edilecek, kim ki hele hele yürürse ayakları ve elleri kırılacaktı.

Konuşmak, toplanmak ve yürümek yasaktı. Kendi yaptıkları anayasayı direk çiğneyemeyince bu yasakları her 15 günde bir uzatarak dünya gines rekorlar kitabına girecek derece hile yolu ile anayasayı ayaklar altına alıyordu.

Peki ne yapmalıydı?

Nasıl yapmalıydı?

Gecenin en karanlık saatinde atanan kayyıma karşı sabahın aydınlığıyla cevap verilmeliydi.

Menice sabah kalktı, kahvaltısını bile yapmadı. Aynanın karşına geçti gözlerinin içine baktı. Bu gün değilse ne zaman diye sordu. Özenle örtüsünü bağladı. Besmelesini çekip evden iradesine sahip çıkmak için yola çıktı.

Fırat uyanır uyanmaz evdeki kasfeti sordu. Kayyım gelmişti. Fırat şizofren bir “dinemêr” di. Kaşlarını çattı, kaslarını gerdi. Her zamanki gibi annesine sarıldı “dayê” dedi. Annesi “berxa min” diye cevap verdi. Bir üf çekti annesini kucakladı, öptü, kokladı ve gidiyorum dedi.

Kawa daha geceden duymuştu, ağır bir hava sarmıştı her yeri. Yıllardır emek veriyordu. Tüm seçimlere gece gündüz hazırlanmış, öyle bir emek vermişti ki… her seferinde sandıkta rakiplerini yenmiş, rakipleri bin bir hile ile emeklerini boşa çıkarmaya çalışmıştı. Çok emek vardı çok. Hanımıyla vedalaştı, çocuklarını kokladı. Kimse emeğimizi ve irademizi elimizden alamaz dedi. Yüzünü kaplayan gülümsemesiyle yaşama “roj baş” der gibiydi. Yönünü yola çevirdi.

Murat gece uyuyamamıştı. Balıkçı lakaplı biri tweterden Pirabok köyün üzerine sihri attı, diye bir tweet atmıştı. Önce “yaşamı savunmak” dedi, sonra “bu bir şaka olmalı” diye başından savdı. Emek, Adalet, Allah, temsili demokrasi, insan hakları, oy, namus, irade… bütün kelimeler bir araya geliyor ama bir anlam ortaya çıkaramıyordu. Allah’a sığındı. Allah kabul kabul etmesin, dedi. Aklına onu tesselli eden anacığının sesi geldi “Neccar neccar razê wekî hercar xwedê yêk e delil hezar” diyerek uykuya teslim oldu.

Menice, Fırat, Kawa ve Murat aynı kararı vermişti.

Gecenin en karanlık saatinde atanan kayyıma karşı sabahın aydınlığıyla cevap verilmeliydi.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.