1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Vicdan ve Adalet Nöbeti'nin ikinci günü sona erdi
Vicdan ve Adalet Nöbeti'nin ikinci günü sona erdi

Vicdan ve Adalet Nöbeti'nin ikinci günü sona erdi

HDP milletvekillerinin Anayasa Mahkemesi önündeki Ahlatlıbel Parkında başlattığı Adalet Nöbetinin ikinci günü sona erdi. HDP Heyeti tüm gün Ahlatlıbel Parkındaydı.

A+A-

HDP milletvekillerinin Anayasa Mahkemesi önündeki Ahlatlıbel Parkında başlattığı Adalet Nöbetinin ikinci günü sona erdi. Bir bölümü yağmur altında geçen Adalet Nöbetinde HDP Heyeti tüm gün Ahlatlıbel Parkındaydı. Nöbetin ikinci gününün sonunda bir açıklama yapan HDP Sözcüsü Osman Baydemir, Anayasa Mahkemesi’nin, Selahattin Demirtaş ve tutuklu milletvekilleri için “süreç normal işliyor” beyanının inandırıcı olmadığını söyledi.

AYM ÖNÜNDE VİCDAN VE ADALET NÖBETİ haberi için tıklayınız

Baydemir, şöyle konuştu:

“Bir devletin imanı onun adaletidir, bir devletin küfrü ise onun zulmüdür. Maalesef yaşadığımız coğrafyada adaletsizlik ve zulüm diz boyu. Böyle bir coğrafyada insan olmanın gereği adaletsizliğe, zulme itiraz etmektir. Bugün bir kez daha Anayasa Mahkemesi önünde vicdansızlığa yüksek sesle itirazımızı haykırıyoruz. 11 milletvekili legal siyasetten koparılmış. Onlara adeta rehine muamelesi yapılıyor.

Bizim talebimiz sadece siyasi bir talep değildir. Çünkü adalet sadece siyasi mülahaza mevzusu değildir. İnsanı insan yapan vicdandan gelen ahlakın sesidir. Mesele yargının geç işleyişi meselesi de değildir. Yargının muhalefetin sesinin kısılması aracı haline dönüştürülmesidir. Anayasa hala yürürlükteyse, eğer Anayasa darbe sonucu ortadan kalkmadıysa hükmü açık ve net: Milletvekili tutuklanamaz. Milletvekili teamül görev süresi yani seçilmiş olduğu süre bittikten sonra hakkında işlem uygulanabilir. Mehmet Haberal, Engin Alan içtihadında olduğu gibi.

RUTİN BİR UYGULAMA OLAMAZ

Dün Anayasa Mahkemesi Başkanı, görüşmemizden sonra kamuoyuna açıklama yaptı. Biz isteriz ki yargı kurumlarının başkanları kararlarıyla konuşsun. Toplumun beklentisi bir an önce kararlarını vermeleridir. Bizim çağrımız zinhar yargıya müdahale değil; hukuksuzluğun sona ermesi çağrısıdır. Tam 307 gündür Anayasa hükmü ihlal ediliyor. Daha önce milletvekillerinin tutuklanmasına dair AYM’nin yargıçlarının verdiği bir karar var. O kararda açık bir şekilde “milletvekili tutuklanamaz” diyor. Çünkü yasama faaliyeti sekteye uğrar. Dolayısıyla raportörün henüz süreci tamamlamamış olması rutin bir uygulama olarak izah edilemez.

Yargıtay Başkanı diyor ki toplumda yargıya güven sarsılmış durumda. Bu süreç bu şekilde devam ettiği müddetçe legal demokratik siyasetin kadroları, TBMM’nin en büyük üçüncü siyasi partisinin liderleri cezaevinde tutulduğu müddetçe adalet tecellisi engellendiği müddetçe toplumun yargıya güveni tesis edilemez. Eğer adalet mekanizması işlerse, yargı işlerse, hukuk güçlünün sopası olmaktan çıkıp mazlumun hukukunu koruyan bir mekanizma haline dönüşürse o zaman toplum yargıya güven duyar. O zaman toplum bütününün bir parçası olduğunun idrakine varır.

Siz 6 buçuk milyonun seçtiklerini cezaevine koyarsanız, siyaseten tasfiye ederseniz o insanlar geleceklerini sizin geleceğinizle ortak değerlendiremez. Bu çok büyük bir vahametin işaretidir. Bir devleti suç örgütlerinden ayıran, bir devleti mafya örgütlerinden ayıran onun meşruluğudur. Meşruluk serbest seçimle açığa çıkar.

MİLLETİN İRADESİNE SALDIRI

AYM başkanına bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: Eğer mesele milletin iradesiyse, parlamentoda grubu bulunan tüm siyasi partiler sizin nazarınızda aynı saygıyı hak ederler. Cumhurbaşkanının, AKP Genel Başkanının, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, Bahçeli’nin hak ettiği saygı neyse Demirtaş’ın da hak ettiği saygı odur. O nizamda bir fark olmamalıdır. 15 Temmuz nasıl milletin iradesine saldırıysa Demirtaş’ın, Yüksekdağ’ın, milletvekillerinin cezaevine konması da milletin iradesine saldırıdır.  Burada hiç kimse bizi “süreç normal işliyor” beyanına inandıramaz. Bu, kendisi ile çelişen bir beyandır. Sizin daha önce altında imzanız olan bir karardan bahsediyoruz. O karar 307 gündür görmezden geliniyor!

HUKUKA SAHİP ÇIKIN

Mesele sadece Demirtaş’ın cezaevinde tutulması meselesi değildir. Mesele milletin iradesinin cezaevinde tutulması meselesidir. Mesele devletin meşruluk zemininden uzaklaşmasıdır. OHAL, KHK’ler, toplumun korku imparatorluğu ile yönetme çabası meşruiyet zemininden uzaklaşmaktır. Adalet çağrımız, devlet mekanizmasını tüm erkleriyle ele geçirmeye çalışan iktidara dur demek içindir. Hukuk zeminine, ahlak zeminine davet etmek içindir. Yargı, rolünü oynamalıdır. Koşulları ne olursa olsun, ister OHAL olsun, ister sıkıyönetim yargının görevi vicdani karar vermektir; hukuka, içtihada sahip çıkmaktır.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.