1. YAZARLAR

  2. Murat Bozdemir

  3. YAŞAMI SAVUNMAK
Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

YAŞAMI SAVUNMAK

A+A-

 

Çember daralıyordu.

Köye vekiller gelmişti. Onların dokunulmazlıkları varmış. Onlar görünen ve görünmeyen tüm darbelerden halkı koruyacaklardı. Onları halk seçmişti.

Onlarca vekil hepimiz gibi, herkes gibi caddeye gelecek medeni toplumlarda olduğu gibi hak, hukuk ve adaletten bahsedeceklerdi.

Unutursak beynimizi kurutacak “Özgürlükler”den bahsedeceklerdi.

Gladyatör savaşlarından fırlamış kalkanlı ve maskeliler birleşiyorlardı. Önce yarma, sonra küçültme operasyonu yapacaklardı.

Her biri yüzbinlerce oy almış onlarca vekil oradaydı. Birileri, bunları haklarını savunmak için seçmişti ve bu gün onlar o birilerine siper olmak için gelmişti.

Çember daralıyordu.

Oturalım; “bizleri, kimseyi alamasınlar” diyen bir ses yükseldi. Herkes gelen bir sese kulak vermeye o kadar istekliydi ki.

Herkes oturdu ama…

Bazılarına oturmak tuhaf gelmişti. Yaşam kat elbiselerle katılmıştı çembere, kırışmak istemiyordu. Yaşını alan koca beden vicdan ile ayakta duruyor, oturmayı kendine alıştıramıyordu, her defasında yeltense de.

Sanki “yaşamı ayakta karşılamak yakışır bana” diyordu. Mustafa başkan deyince anladım “hadi çalış” dedikleri adam olduğunu.

 

Çember daralıyordu.

Önce biberli su sıkıldı. Sonra ses fişekleri, sonra da…

“Daraltın” talimatı.

Barış su yetiştiriyordu gözlere, sonra bir kadının çantasından çıkmış kolonya. Her derde deva ıslak mendiller.

Biraz ara ne de olsa insanız, biraz ara.

 Kaldırımı kendisine kürsü yapmış biri yere oturmaya çok alışık değilim der gibiydi. Çenesini avuçlarının arasına almış nasıl  dünyalara gidip geldiğini bir kendisi biliyordu. Empati kurmaya çalışıyordu belki de. Nereye kadar diyordu, belliydi!

Birden, bir polisin siz KHK’lıları savunan Gergerlioğlu değil misiniz? Size çok polis geliyor mu? ” sorusuyla irkildi. “Evet” dedi tüm yumuşak başlılığıyla “bize KHK ile atılan çok polis te başvuruyor”. Belli ki korku korkutanlar üzerinde de dolaşıyordu.

Geri çekildi ve “daraltın” dedi.

Çember daralıyordu.

Gergerlioğlu “vurun be, yeter artık” diyordu sanki. Ama kalkanlar vurmaya başlayınca o da daralan çembere sürükleniyordu. Kurt kuzuları sürüden koparmaya çalıyordu.

Emin “kolum kopuyor” diye bağırdı. Kalkan ekibi ile yaşamı savunanlar çekiştiriyorlardı. Kapmak ile kurtarmak arasında gidip-geliyordu, Emin.

Çember daralıyordu.

“Abdestliyim, tokalaşmayacam” diyenleri yaşama dönüşmüş kadın elleri kurtarıyordu. Çember daraldıkça yeni anlam dünyaları açılıyor, pencerelerden insanın ruhunu tırmalayan bir rüzgar esiyordu.

 

Ve her şey beyaz oldu.

Üç adet gaz bombası yaşamın tam ortasına atılmıştı.

Her şey beyazdı.

Beyaz körlüğe, su acılığa dönüştürülmüştü.

 

Çember dağılmıştı!

Menice, Kawa, Murat beyaz karanlık içinde kaybolmuşlardı.

Fırat; yoldaydı, hikayemizin sokağına ulaşamamıştı daha.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum