1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. YAŞAMI VE HAREKETLERİ FİKİRLER ŞEKİLLENDİRMELİ.
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

YAŞAMI VE HAREKETLERİ FİKİRLER ŞEKİLLENDİRMELİ.

A+A-

İnançlar ve idealler insanın, hayatını ve yaşam tarzını şekillendirmeli, yaşam tarzınız, filleriniz inançlarınızı şekillendirmemelidir. Bu duruma iman edildiği, inanıldığı sürece pratik ve teori ilişkisi doğru kurulmuş olur. Denklemleri doğru kurmasanız, sonuçlar doğru çıkmaz.

İnsanlar, gruplar, fikir akımları ve her türlü oluşumların, idea ettiğini, pratize ettiği süre ideaları anlam ifade eder. Çünkü teoriler ölü akıl gibidir, pratik ve eylem diri, canlı akıl gibi işlevseldir, yarar ve fayda ürettir. Bunun içindir ki, ideada kalan, söylemden ibaret olan; inançlar, fikirler, hüküm etme yetkisi( Yönetimsel anlamda yetki ve güç kastettiğimiz.) adalet, hak, hukuk gibi temel kavramların hayatta karşılık bulması için eyleme geçmesi gerekir, eyleme geçmediği sürece herhangi bir anlam ifade etmez. Ölü bir beden gibi sadece madde olarak varlığı mevcut olur.

Unutmamak gerekir ki, peygamberi metodun ve insani yöntemin en önemli ve belirgin özelliği pratiktir, hayatta karşılığın olmasıdır. Kendisi için isteneni, insanlığa da istemektir. Akıl sahiplerin temel hareket noktası nefsani hareket değil, fayda ve yarar eksenlidir. Tabi akıl akıl olsa gerek…

Yoksa insan olmanın en belirgin özeliği olan akletme yetisini başkasının cebine, hükmüne, anlayışına bırakırsan insan olma özeliğini de kaybetmiş olursun. Çünkü hayat programını belirleyen en önemli kitabı olan, Kur’an-n Kerim akıl sahiplerine hitap eder, muhatabı akledenlerdir. Nitekim akıl sahiplerine kâinatta onlarca, yüzlerce, binlerce ibret mevcuttur. Günümüz megaloman siyasetçiler ve ardılları kendilerini her şeyin ölçüsü bilip insanın bu çizgi dışına çıkmalarına ne müsaade ederler, ne de caiz görürler.

Doğru ya! Her şeyin ölçüsü doğru ve yanlışın sınırı onlar belirler. Unutmamak gerekir ki, zıtların çatışması her zaman var olacaktır. Üstad Bediüzzaman, “ Hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez.” der. Unutmamak gerekir ki, hak altındır, yeter ki biz ona sarraflık edelim. İnsan, Allah’ın en değerli mabedidir. Bu sıfata nail olmak için ve o bileti elde etmek için hakka taraf, batıla karşı olmakla olur.

Yoksa hakkı ve idealleri, günün rüzgârına, modasına, egemen olanların hevasına uygun olarak inşa ederse savunduğu fikre, iman ettiği inanca sadakati ne düzeyde olabilir, onu da akıl sahiplerin anlayışına havale etmek gerekir.

Nasihat akıl sahipleri için geçerli olan bir durumdur. Akıl sahipleri ilahi hitaba muhataptır. Bundan olsa gerek ki, ideal toplumları, ideal fikirleri inşa edilebilmek için misyon sahiplerin, hareket noktası fikirler, inançlar temel referans olması gerekir, yani inanç ve fikirler insan hayatının her safhasını şekillendirmeli, ona güç ve kuvvet vermelidir.

İnsan, fani bir varlıktır. İnançlar, düşünceler bakidir. İnsan bu ilişkiyi iyi idrak ettiği sürece Hayatını ve yaşam tarzını fikirler, inançla yoğrularak şekil aldığı sürece fanilikten, bakiliğe ulaşmış olur.

İnanç ve fikir; şekildir, kaptır, kuraldır, yoldur bunun için hayatın her safhası bu anlayışla şekillenmelidir. Hayat bu şekilde inşa edildiği sürece kış, bahara inkılap eder, hak, batıla üstün gelir.

Bunun dışındaki bir anlayış hayatımızda geçerli olsa söylem ve eylem çatışması ortaya çıkar, söylemde mücahit, eylemde ise firavunlaşırız. Nitekim tarih boyunca; Hitler, Musoliniler, Firavunlar, Hacac-ı zalimler ve daha nicesiler türer.

Hayat insanın elinde olmadığı için ona, o hayatı bahşedenin kuralları geçerlidir. Yani yaratan sonsuz güç ve kudrette sahiptir. Sonsuz güç, kudreti elinde bulunduranın hükmü geçerlidir. Siyasal yapılanma olan devlet denen örgütlü mekanizmaların kural oluştururlar ve ona herkesin uymasını isterler, uyulmadığı takdirde yaptırımı söz konusudur.

Nitekim siyasal bir örgüt olan devletler oluşturdukları kurallar dışına çıkan her bireye, oluşuma müdahale eder, ceza verir, onları kendi anlayışı içinde eritme, onlara şekil verme gayretini gösterirler.

Çünkü devlet denen yapı otoritesini kimseyle paylaşmak istemez bunun için en büyük caydırıcı güç olarak anlam kazanıp, otorite sahibi olur.

Kırmızı ışıkta geçmek nasıl ki bir cezaya muhatap oluyorsak ve o cezayı ödeyebiliyorsak....

İnsan, ilahi mesajın çerçevesinde hayatta yön vermeli, ona göre hüküm etmelidir.

Hiç bir güç, ilahi gücün üstesinde gelemez ve gelmemiştir. İnsan, acziyle, fakirliğiyle firavunlaşırsa, isyan ederse ilahi merhametsizliğe muhatap olur. Meşru olmayan, bir fiilin neticesi merhametsizce bir karşılık, merhameti olmayan bir cezadır, yaptırımdır.

İnsan, kendi zindanının duvarını yıkabilmelidir. Çünkü zindan yıkılınca hakikat tecelli eder, karanlıklar sona erer, nur ve güneşin manası ve rengi anlaşılır.

İnsanın, en büyük zulmü inancını fiiliyatına taşımamasıdır. İnancını günün rüzgârına göre şekillendirip inancına ihanet etmesidir. Daha doğrusu insanlığını ucuza pazarlamasıdır. İslam, esenlik ve barışın kendisi olmasına rağmen tabileri onu kendi heva ve arzularına basamak yaptılar. İnsani ve İslami bir duruş ve eylem sergilemek özelde Müslümanların olmazsa olmazı olmalıdır. İnsani ve hakiki bir İslami anlayışla bakma dileğiyle… Selam, duayla

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum